Derdim; politik ganimet peşindeki “dışarıyı” ikna etmek değil.
Derdim; bizim buradaki “okumuş cahilleri” bilgilendirmek.
Evet konu, 24 Nisan meselesi!
Yani, sözde “Ermeni soykırımı”…
İçişleri Bakanı Talat Paşa 24 Nisan 1915′te; Ermeni komite merkezlerinin kapatılması, elebaşlarının tutuklanması ve her türlü belgelerine el konulması yönünde karar aldı.
İşte… Kimileri bu kararı “Ermeni soykırımı” olarak görüyor!
Öyle yazıyor, anlatıyorlar ki, sanırsınız; 24 Nisan 1915’ten sonra tüm Ermeniler kıyıldı!
Bakınız…
Osmanlı dünya savaşındadır; başkenti işgal tehdidi altındadır; Ermeniler ayaklanmıştır.
Buna rağmen, devletin kritik makamlarındaki kimi Ermeniler görevlerine devam etti.
Osmanlı Dışişleri Bakanlığı’ndan örnekler vereyim:
Aleksan Efendi, dişçi Agop’un oğluydu. Dışişleri Bakanlığı’nda muhasebe müdürlüğüne kadar yükseldi. 1918’de savaş sonunda vefat etti.
Andreas Hasun Efendi, tüccar Gomidas’ın oğluydu. Dışişleri Bakanlığı’ndaki son görevi siyasi şube müdürlüğüydü. 1920’de emekli oldu.
Bogos Keresteciyan, kereste tüccarı Kevork’un oğluydu. 1920’de ölene kadar son görevi hukuk müşavirliği görevini sürdürdü.
Diran Lusarar, tüccar Krikor’un oğluydu. Savaş çıktığında Berlin Büyükelçiliği’nde katip idi; Almanya ile ilişkiler kesilince “hemen dön” çağrısına uyup 1919’da İstanbul’a döndü.
Bitmedi…
İzin veriniz, birkaç örnek daha vereyim…

YURTSEVER ERMENİLER

Garabet Ayvan, Ohannes’in oğluydu. Yıllarca Bükreş Büyükelçiliği’nde tercümanlık yaptı ve kançılar/yazı işlerinde çalıştı. 1922’de 70 yaşında emekli oldu.
Hrand Abro, Sahak Efendi’nin oğluydu. Hukuk müşavirliğine kadar yükseldi. 1940’ta İstanbul’da vefat etti.
Hrand Noradunyan, uzun yıllar sarayda çalışmış bir aileye mensuptu; Artin Efendi’nin oğluydu. Belgrad ve Petersburg elçiliğinde çalıştı. 1924’te emekli oldu.
Levon Sürenyan, hakim Ohennes’in oğluydu. Hazine-i Evrak Müdürlüğü’ne kadar yükseldi. 1920’de emekli oldu.
Manuk Azaryan, 20 yaşında mesleğe girdi. Yunanistan ve Rusya’da konsolosluk yaptı. 1922’de Beyoğlu’ndaki apartmanında çıkan yangında can verdi.
Mihrtad Babayan, kuyumcu Hayrabet’in oğluydu. Evrak Müdür Muavinliği’ne kadar yükseldi. 1919’da vefat etti.
Minas Aram Bağdadlıyan, Mesrop oğluydu. 30 yıl görev yaptı. Viyana, Berlin elçiliklerinde çalıştı. Napoli Konsolosluğu’na kadar yükseldi. 1921’de vefat etti.
Nerses Efendi, Duyun-i Umumiye müfettişi Movses’in oğluydu. Umur-ı Ticariye Katipliği’nden 1921’de emekli oldu. 1928’de İstanbul Valiliği’nde çalışmak için dilekçe verdi.
Nişan Civanyan, uzun yıllar hukuk müşavirliği görevinde bulundu. Aynı zamanda yazardı. 1933’te İstanbul’da öldü.
Ohannes Nafilyan, Bedros oğluydu. Korfu, Tiflis, Köstence, gibi yerlerde konsolosluk yaptı. 1923’te emekli oldu.
Sarkis Balyan, bürokrat Bali Balyan’ın oğluydu. Tahran Büyükelçiliği’nde başkatiplik ve çeşitli ülkelerde konsolosluk yaptı. 1936’da İstanbul’da vefat etti.
Simon Çayyan, fabrika müdürü Istepan oğluydu. 36 yıl görev yaptı. 1919’da öldü.
Yervant Efendi, Saatçibaşı ailesinden Ohannes’in oğluydu. 21 yıl görev yaptı, 1922’de emekli oldu.
Bu kadar isim yeterli sanırım…
(Ve şu ne garip değil mi: Osmanlı, 1915’ten sonra Ermeni diplomatlarını çalıştırmaya devam etti. Yıllar sonra ise ASALA 1915’i sebep gösterip Türk diplomatlarını öldürdü!)

24 NİSAN 1877

Sadece Dışişleri Bakanlığı değil…
1915 Tehcir Kararı’ndan sonra devletin birçok kurumunda,Ermeni yurttaşlar çalışmaya devam etti.
Peki, “soykırım” yapan devlet, bürokrasisinde Ermeni çalıştırmaya devam eder mi?
Örneğin Hitler, bir tek Yahudi çalıştırdı mı? Hayır.
“Soykırım yaptı” denen Osmanlı, -bırakınız çalıştırmayı- okullarında Ermenice öğretmeye devam etti. Oysa soykırım, dil düşmanlığıdır.
Kuşkusuz…
24 Nisan 1915 Tehcir Kararı ile büyük acılar çekildi; katliamlar yaşandı. Kim inkar edebilir.
Ancak…
Bir başka 24 Nisan’ı da unutmamak gerek; 24 Nisan 1877.
Bu tarihte başlayan Osmanlı-Rusya Savaşı, bağımsızlık isteyen kimi Ermenilerin isyanına sebep oldu.1915’te tehcir’e giden yol böyle döşendi!
Şunu da eklemeliyim:
Bizler, her fırsatta Ermenilerin çektikleri acılardan bahsediyoruz. Bir Allah’ın kulu çıkıp o dönemde Türklerin uğradığı katliamları, eziyetleri yazmıyor.
Oysa… 1914-1921 yılları arasında Doğu Anadolu’da; 1 milyon 190 bin kişi can verdi. 900 bin kişi evinden oldu. Aynı tarihte Batı Anadolu’da; 1 milyon 250 bin kişi öldü. 480 bin kişi yurdundan oldu.
Yunan isyanı, 93 Harbi, Kırım Savaşı, Balkan Savaşları, iç ayaklanmalar sonucu toplam 5 milyon 60 bin insanımız öldü; 5 milyon 381 bin insanımız mülteci oldu.
Bunlar hiç konuşulmuyor…
Kuşkusuz acıları yarıştırmıyoruz; ama tek kelime bile edilmemesi ayıp değil mi?
Bizans imparatorları; II. Basileios (960-1025) ve IX. Konstantinos Monomakos (1042-1055) Ermenileri, Doğu Anadolu’dan İç Anadolu’ya ve Çukurova’ya sürmedi mi?
Bunlar hiç görülmüyor…
Sanırsınız tarihte tehciri sadece Osmanlı yaptı!
Sürekli Türk-Müslüman düşmanlığı yapılıyor.
Amaçları, bizleri tarihimizden/ecdadımızdan utandırmak!
Yemeyiz!

Kaynak: İlk Kurşun gazetesi

25.04.2017