Osmanlı ordusu bozulduğu zaman Ruslar taarruz ederek Erzurum'u işgal ettiler. Sonunda aralarında ayrılık çıktı, çekip gittiler. Ruslardan fazla zulüm görmedik. Ruslar gittikten sonra Ermeniler bir müddet daha kaldılar. Erzurum'u almak için halkını çeşitli işkencelerle yok etmeye çalıştılar. Şehrin giriş ve çıkışlarını kapatarak halkı camilere, okullara evlere kapatarak yaktılar. Ezirmiklerin konağa halkı topladılar, benzin dökerek yaktılar. Kahraman bir kadın duvarı delip “işte size kapı açtım, ne duruyorsunuz kaçın” demeseydi hepsi yanacaktı. Kaçamayanlar tamamen yandılar.

Silahlı Ermeni çeteleri köyleri dolaşıyor, güçlü kuvvetli gençleri topluyorlardı. Bunları “para ile yük taşıtacağız” diye kandırıp bir dereye götürüyorlar, orada hazır bekleyen diğer Ermeniler de etraflarını sarıp baltalarla gençleri kütür kütür kesiyorlardı. Bazı gençleri de önce çalıştırıp sonra öldürüyorlardı.

Her taraftan çaresiz kalan bizler açlıktan at gübreleri içindeki arpaları seçip yiyorduk. Kışın şiddeti bir taraftan zalimlerin zulümleri diğer taraftan bizleri kasıp kavuruyordu. Çaresizdik, açtık, perişandık. Ot otladık, çarık yedik..Bu amansız günler çoğumuzu kırdı. Ne fidanlar devirdi. Hepimiz ölmeyi çoktan istiyorduk ama ecel gelmeyince ölünmüyor.

 

Kaynak: Erzurum'da Ermeni Olayları (1918-1920) (Hatıralar-Belgeler-Kazılar)-Betül ASLAN