I.Dünya Savaşı çıktığı zaman, Rusların bütün doğu ilerimizi zaptedecekleri söylentisi çıkmıştı. Hepimiz kuşkulandığımız için köyümüzü boşaltmaya karar verdik. Bir gece bütün eşyalarımızı arabalara yükleyerek hayvanlarımızı da önümüze kattıktan sonra yola koyulduk. Günlerce süren bir yolculuktan sonra Akdağ'ın eteğindeki ormanlığa yerleştik. Burada dört gün kalmıştık ki işgal haberinin asılsız olduğunu öğrendik. Tekrar köyümüze döndük. İki hafta sonra Rusların köyümüze doğru gelmekte olduklarını öğrendik. Fakat bu haberin de asılsız olacağını düşünerek köyden ayrılmadık.

Bir gece silah sesleri ile uyandık. Köyümüzün yakınında Türk ve Rus orduları savaşıyorlardı. Malımızı mülkümüzü bırakıp batıya doğru kaçmaya başladık. İspir'e kadar gitmiştik ki Rus ordusu bize yetişti. Çoruh nehrini geçmek istemiştik ama Ruslar köprüyü kesmişlerdi. Köprüyü geçebilenler Tokat'a kadar gittiler. Biz köprüyü geçemediğimiz için geri çevirdiler yine köyümüze döndük. Döndüğümüzde hiçbir şeyimizi bulamadık. Erkeklerimiz asker olduklarından çalışacak kimse yoktu. Yiyeceğimiz tükendi. Açlık ve sefalet içinde kaldık. Senelerce sefalet içinde yaşadık.

Bir gece silahlı Rus askerleri bizleri toplayıp köyden çıkardılar. Hepimiz korkuyorduk. Bizi keseceklerini sanıyorduk. Fakat düşündüğümüz gibi olmadı. Komşu köye götürdüler. Silahlı müfreze bizi bıraktıktan sonra geri döndü. Ertesi gün köye birkaç kişi gönderdik ve Rusların köyü terk ettiklerini öğrendik.

Ruslar çekilmişti ama bu sefer de Ermeniler bizi rahat bırakmıyorlardı. Zaman zaman köyleri basıyor, köylüleri gafil avlayarak öldürüyorlardı. Erzurum katliamlarından kaçan Akif adında bir adam Oltu'ya kadar gelerek halkı teşkilatlandırdı. Ermenilere karşı mücadeleye girişti. Fakat silah, cephane ve yiyecek yoktu. Bütün bu güçlüklere rağmen ordumuz gelene kadar Ermenilerle, baltalarla, kazmalarla ve eldeki az miktarda silahla savaştılar.

 

Kaynak: Erzurum'da Ermeni Olayları (1918-1920) (Hatıralar-Belgeler-Kazılar)-Betül ASLAN