Esmani oğlu 1930 doğumlu Abdullah Kılıç, babası Abdi oğlu Esmani'den duyduğu, Yekmal (Çukurçayır) Köyünde yaşanan bir Ermeni mezalimini anlatıyor;

“Ermeniler bizimle aynı köyde yaşıyorlardı. I.Dünya Savaşı'na kadar komşuyduk. Daha sonra savaş başlayınca, Rus işgali ile birlikte bizim köyden bir kısım insanı Ahıska'ya götürdüler. Diğer kısmı ise köyde kaldı. Köyde kalanlar genellikle kadınlar, yaşlılar ve çocuklardan oluşuyordu. Seferberlik olduğu için erkeklerin çoğu cephede idi.

Ben o zamanlar 13-14 yaşlarında idim ve köyde kalanlar arasındaydım. Hatırladığım kadarı ile Mevlüt oğlu Bedirhan, Abdi oğlu Battal (kardeşim), amcamın oğlu Mirza oğlu Arap, Mevlüt oğlu Zekeriya, Şükrü oğlu Hüseyin, Karabey oğlu Paşa benimle birlikte köyde kalanlar arasındaydı.

Sanırım 1917 yılı sonlarına doğru idi. Ruslar bizim köyün yarısını Ahıska'ya sürgün edince, bizim köyde yaşayan ve Taştekne bölgesinden gelen Ermeniler bir gün köyde kalan kadınları, yaşlıları ve çocukları aşhaneye doldurdular. Bu aşhaneye zorla sokulanlar arasında ben de vardım. Amaçları, bizi diri diri yakmaktı. Köylümüz Aşir oğlu Hurşit'in hanımı kucağındaki küçük oğlu ile kaçmaya çalıştı. Ermeniler onu yolda mezarlığın yanı başında yakalayıp öldürdüler. Hepimiz korku içindeydik. Akşam namazı vakti idi. Yavaş yavaş karanlık çökmeye başladı. Kurşun seslerini duyunca onu öldürdüklerini anladık.

Akşam karanlık iyice çökünce kurşun sesleri gelmeye başladı. Birden Ermeniler arasında bir kargaşa yaşanmaya başladı. Telaşa kapılan Ermeniler, Hamidiye Alayları geliyor diye kaçıp gittiler. Onlar gittikten sonra bizler kapalı tutulduğumuz yerden çıktık. Savaş bittikten sonra herkes köye döndü. Sağ kalanlar tekrar köye yerleştiler.

 

Kaynak:Cemal Yıldırım.,Ağrı'da Ermeni Mezalimi.,Bilge Karınca Yayınları-2002