Anlatan: Mustafa Usludan

         Doğum Tarihi: ?

         Erzincan

          İbret İçin Parçaladılar

          Erzurum’u işgal eden Ruslar, Erzincan’a doğru geliyorlardı. Erzurum’un işgalinden bir ay sonra, Mamahatun (Tercan) ve Bayburt işgal edildi. Yapılan savaşlar ve dökülen kanlara rağmen, Erzincan’ın işgali önlenemedi. Sansa boğazı, Köse istikameti ve Çardaklı boğazını ele geçiren Ruslar, 24 Temmuz 1917’de Erzincan’a girdiler. Türk kuvvetleri Kemah boğazına çekilmek zorunda kaldılar.

          Kuşluk vakti şehre giren Ruslar, akşama kadar yağma ile meşgul oldular. Bundan cesaret alan Ermeni komitecileri çok adam öldürdüler, yağmalar yaptılar. Bunlara engel olmaya çalışan Kiy köyünden iki kişiyi, gözümüzün önünde, hükümet meydanında astılar. O zalim Ermeniler, silah arama bahanesiyle sık sık evleri arayarak halkı huzursuz ediyorlardı. Dikran adında korkunç bir komite başkanları vardı. Konuşmalar yaparak Ermeni ve Rusları aleyhimize kışkırtıyordu. Ne şehirde, ne de köylerde asayiş diye bir şey kalmamıştı. Bütün Erzincan halkı perişan ve korku içindeydiler. Memleket sahipsiz kalmıştı. Ruslar ise bu olaylar karşısında hiçbir tepki göstermiyorlardı.

          Cafer Bey, Mazhar Bey, Mustafa Vefa Bey ve Kürtlerden çeteler kurarak bunlarla mücadele ettiyseler de başaramadılar. Koçkırı aşireti reisinin kâtibi Alişan Bey üç Rus neferi ve on tane de atlarını esir alıp götürdüyse de Rus kumandanı Lahof, İslam Komitesi Başkanı Abdülhamit Bey’in aracılığıyla geri getirdi.

          Ruslar Erzurum’dan çekilirken yine yağmalamayı ihmal etmediler. Bundan sonra meydan Ermenilere kaldı. Bu olaylara dayanamayıp göçenler de çok oldu. Yerlerini yurtlarını bırakıp Suşehri ve Kayseri’ye gittiler. Vurulanlar, kaybolanlar ve geri gelmeyenler de çok oldu.

          Ermeniler bütün Erzincanlıları öldürmeye kararlı idiler. Köylüler Rus, Ermeni ve Kürt çetelerin yağmalarından kışın tipide feryat ve figanlarla kaçıyorlardı. Ruslar halkı isyana teşvik ediyor diye 25 kişiyi tutuklamışlardı. Ruslar çekilince Ermeniler bunların hepsini öldürdüler.

          Zatkığı köylüleri, Ermenilerle mücadeleye giriştiler. Ermeniler köyü basarak halkı camiye doldurup yaktılar. Çok sayıda çoluk çocuk öldürüldü. Molla köyü de aynı akıbete uğradı. Durumu, Ruslara şikâyet ettiler. İslam Komitesi Başkanı Abdülhamit Bey Molla köyüne giderek incelemelerde bulundu. Zatkığılı Tayyar Bey de bu incelemelere katıldı. Bu heyetin arabalarında dört tüfekle bir sandık mermi olduğunu haber alan Ermeniler durumu Ruslara bildirince Abdülhamit Bey tevkif edildi. Tayyar Bey de kayıplara karıştı.

          Seyid Ali’nin oğlu Hüseyin, Pir Ahmet’in oğlu Ağa Bey ve iki arkadaşları başkanlığındaki bir Kürt heyeti Ermenilerle anlaşarak Fırat’ın öte yakasındaki yerlerin asayişini üzerlerine aldılar. Diğer yerlerin asayişini de Ermenilere bıraktılar. Kürt ağalarının bu tutumu Ermenileri daha çok şımarttı. Bu durum, yağma ve katliamları daha da arttırdı, Kürt heyeti şehirden ayrılmadan evleri ve dükkânları yağmalamaya başladılar. Bu yağmalar gece yarılarına kadar devam etti, vurulanlar ve kaçanlar da çok oldu.

          Bir keresinde Ermeniler bir Müslüman’ın kızını istemişler, eğer kızını bize verirsen size hiçbir kötülüğümüz dokunmaz demişler. Adam kabul etmediği için bütün ev halkını evleri ile birlikte yaktılar. Aç, perişan ve işkenceden usanmış olan halk, belediyenin önünde toplanmış, feryat ediyorlardı. Bu duruma dayanamıyorduk ama elimizden de bir şey gelmiyordu.

          İlk zamanlar Kürtlerle iyi geçinmeye çalışan Ermeniler, onları da öldürmeye başladılar. Berat gecesi Ermeniler, belediye önüne topladıkları kadın, erkek, kız ve çocukları öldürdüler. Harbiye kışlası ile Ermeni murahhas hanesini doldurdukları ahali ile birlikte yaktılar. Keçeci Hasan adındaki birinin evine giren Ermeniler, kiminin ellerini, burunlarını ve kollarını kesmek, kiminin gözlerini oymak ve derilerini yüzmek suretiyle öldürdüler. Müdahale etmek isteyenleri ise ibret olsun diye halkın gözleri önünde parçaladılar.

          Erzincan halkının karşı bir harekete geçeceği Ermeniler tarafından bilinmekteydi. Cimin (Üzümlü) halkının Kürtlerden adam topladığı, çeşitli yerlerde milis kuvvetlerinin toplandığı ağızdan ağza dolaşıyordu. Hükümet kuvvetleri de Erzincan üzerine hareket etmişti.

         Nihayet Halit Bey idaresindeki kuvvetlerimiz Ermenileri sıkıştırmaya başlayınca halkı toptan öldürme yollarına başvurdular. 300’den fazla Müslüman’ı askeri mahfile doldurup kapılarını kilitlediler, ben de içlerinde idim. Bombaları ateşleyerek kaçtılar. Kar yağdığı için fitiller yanmadı. Biz içeride ölümümüzü beklerken, Türk ordusu da şehre girdi. Bizim kapatıldığımızı gören bir kadın balta ile kapıları kırdı. Ermenilerin kaçtıklarını ve Türk ordusunun şehre girdiğini söyledi. 13 Şubat 1918 tarihinde hürriyetimize kavuştuk. Göçenlerin çoğu geri geldiler, virane yerleri tekrar şenlendirdiler.

 

Kaynak: Fahri Parin-Dedelerimizin Ağzından Ermeni Zulmü, Bu Özür Kimin