O yıllarda Erzurum'un merkez köylerinden Kevgiri'de otuyorduk. Ermeni çetelerinin halkı katlettiklerini ve köylere geleceklerini öğrendik. Köyde erkek kalmamıştı. Hepsi cephedeydi. Babam yaşlı ve hasta olduğu için köyde kaldı. Bir gün köye bir grup geldi. Ellerinde silah yoktu. Nüfus sayımı yaptıklarını ve halka buğday dağıtacaklarını söylediler. Türkçe konuşuyorlardı. Zaten kıtlık olan o günlerde herkes sevindi. Annem ve babam küçük olduğum için beni eve bırakıp toplu halde köy meydanına gittiler. Yaklaşık 100 kişi toplanmıştı. Bu gelen kişiler önce kadınları erkeklerden ayırıp köyün camiine götürdüler. Kapıyı kilitleyip caminin kubbesindeki pencereden içeriye gaz yağı döküp ateşe verdiler. Köy meydanında kalan üç beş erkek panik içerisindeydi. Kaçmaya çalışanları yakalayıp kafalarını taşla eziyorlardı. Köydeki evleri de ateşe verip, geldikleri gibi gittiler. Ben yanmaya başlayan evden çıkarak yakınımızda bulunan Tepeköy'e gittim. Burada da manzara aynı idi. Erkekler ayaklarından asılmış ve başları koparılmıştı. Kadınlar ise mahrem yerlerinden kazıklanmışlardı. Daha sonra Erzurum'a gelip bacalardaki kepeneklerde saklandım. Ta ki askerlerimiz Erzurum'a gelene dek.

 

Kaynak: Erzurum'da Ermeni Olayları (1918-1920) (Hatıralar-Belgeler-Kazılar)-Betül ASLAN