Şemsettin oğlu 1927 doğumlu Bahri Karaman babası Kahraman oğlu Şemsettin'den duyduğu Yukarı Doğubeyazıt'da yaşanan Ermeni mezalimini anlatıyor:

“Ermeniler seferberlik zamanında işgal ederek, mezalim uyguladıkları bölgemizde, hamile kadınların karınlarını süngü ile deşerek ana rahmindeki bebekleri çıkarıyorlardı.

Yukarı Doğubeyazıt'ta camiden çıkmakta olan 200 kişiyi tekrar caminin içine doldurarak acımasızca diri diri yaktılar. Bununla da yetinmeyip camii dışında bulunan yaşlı kadın-erkek ve çocukları süngü ile delik deşik ederek işkence yapmaya ve ardından da kurşuna dizerek öldürmeye başladılar. Genç ve güzel kadınlara herkesin önünde tecavüz ediyorlardı. Hepimiz çaresizlik içerisinde kıvranıyorduk ama elimizden bir şey gelmiyordu.

Bu katliamları yapanlar yıllardır Beyazıt'ta bizimle iç içe yaşayan ve dostluk hatta akrabalık kuran Ermenilerdi ve dışarıdan gelen Ermeni çeteleri ile işbirliği yapıyorlardı.

Seferberlik zamanı olduğu için Beyazıt'ta eli silah tutan fazla kimse kalmamıştı. Kalanların da bizleri savunacak silahları yoktu. Bundan güç alan Ermeniler bize günlerce çok zulüm ve işkenceler yaptılar.

Bu işkenceler ve zulüm günlerce sürdü. Bir gün Türk askerlerinin geldiğini duyunca Beyazıt'tan kaçarak terk ettiler. Camide öldürülenleri Türk askerleri gelerek gömdüler.

Bu katliamda akrabalarım Hacıoğlu Ahmet ve Süleyman da öldürülenler arasındaydı. Öldürülen binlerce insanın ve yakın akrabalarının isimlerini şu an hatırlamıyorum.

Türk askerlerinin gelmesi üzerine Ermeniler bölgemizi terk ettikten sonra, gelen Türk askerlerinin yardımlarıyla Şimşimo denilen dağa akrabalarımızın cesetlerini gömdük.”

 

Kaynak:Cemal Yıldırım.,Tarihi Belgeler Işığında Beyazıt’ta Ermeni Mezalimi.,IQ Kültür Sanat Yayıncılık-2003