Harbin ne zaman başladığını hatırlamıyorum.Bir gün bizim evde büyük bir telaş başladı. Büyüklerimiz korku içinde, biz çocuklar da merakla onları izliyorduk. Düşmanların hepimizi keseceğinden korkuyorduk. Öküz arabalarını koşarak, alabileceğimiz kadar eşya aldıktan sonra yola koyulduk. Tokat'a kadar gittik. Burada bir yıl kaldıktan sonra Erzurum'a döndük.

Bazıları göçmeyip yerlerinde kalmışlardı. Ermeniler bunları ahırlara doldurup yakmışlar. Hastalara dahi merhamet etmemişlerdi. Bir kısmını ise sabah toplamış akşama kadar çalıştırdıktan sonra öldürmüşler. Geceleri evleri basmışlar, işlerine yarayan ne varsa aldıktan sonra evleri içindeki halkla birlikte yakmışlar. Çocuklar ekmek için ağlarken “işte size ekmek” diyerek süngülemişler. Erzurum'da binlerce insanı öldürmüşler. Bazı aileler bunların zulmünden mahzenlere gizlenmişler. Günlerce aç kalan yavruların feryatlarını duyan Ermeniler o aileleri de vahşice süngülemeyi ihmal etmemişler. Komşumuz Yusuf'un evine giren Ermeniler hamur yoğurmakta olan Ayşe'yi süngülerken, feryadına koşan çocuklarını da doğrayıp hamur teknesine yığmışlar. Biz geri döndüğümüzde komşularımızın yarıdan çoğu ölmüştü.

 

Kaynak: Erzurum'da Ermeni Olayları (1918-1920) (Hatıralar-Belgeler-Kazılar)-Betül ASLAN